Yumurtlama problemi (bozukluğu) olup hamile kalanlar: Yukarıda anlatılan tedaviler ile hastaların çoğunluğu hamile kalabilmektedir. Yumurtlama problemi dışında kısırlığa neden olacak bir problem yoksa, kadın ve erkeğin (özellikle kadının) yaşı gençse tedavi ile hamilelik elde edilme şansı daha yüksektir. Tedavidekişinin kaygı seviyesine ve tipine göre değişik yöntemler kullanılabilir. Kaygı gören hamilelerde psikoterapi yöntemi kullanılabilir. Destek terapi, yüzleşme, tepki önleme, imajinasyon yöntemleri tercih edilebilir. Bu tedavilerden sonuç alamayan kişilerde ilaç tedavisi görülebilir. Bu duruma psikolog ya da Sonetiketlenen sorular hamile-kalamama 0 oy. 0 cevap 27 göst. Ovitrelle kullanıp hamile kalanlar. 1 gün önce Hamilelik Dönemi Genel kategorisinde Mlk59 (11 1 Hastaligin ortaya çiktigi yasa göre: a) Dogumsal olabilir. b) Eriskin yasta ortaya çikabilir. 2. Hastaligin siddetine göre: a) Baslangiç halinde veya hafif derecede yetmezlik (Sadece TSH yüksek fakat T4 ve T3 hormonlari normal) b) Belirgin veya tam yetmezlik (TSH yüksek, T4 ve T3 düsük) seklinde de ortaya çikabilir. 3. Semenanalizi ile spermlerin sayısı, hareketi ve yapısı (morfoloji) değerlendirilir. Semen analizinde % 4 üzerinde morfolojisi olan, mililitrede 15 milyon üzeri sayıda % 40 ileri hareketli spermler kaliteli olarak değerlendirilir. Sperm kalitesi semen analizi ile ölçülür. Aşılamanın Başarı Oranı Nedir? SrOF. Contents1 Polikistik over hastaları hamile kalmak için ne yapmalı?2 Polikistik over sendromu doğumdan sonra geçer mi?3 Polikistik over hastalığı tamamen geçer mi?4 Polikistik overe hangi yiyecekler iyi gelir?5 Polikistik overde yumurta çatlar mı?6 Polikistik over hastaları kaç kilo olmalı?7 Polikistik over hastaları nelere dikkat etmeli?8 Polikistik over tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?9 Polikistik over kaç kişide var?10 Polikistik over kilo verince geçer mi?11 Polikistik over sendromu tedavi edilmezse ne olur?12 Polikistik over kaç mm olmalı?13 Polikistik over olan ne yememeli?14 Polikistik olanlar ne yememeli?15 Polikistik overde beslenme nasıl olmalı? Polikistik over hastaları hamile kalmak için ne yapmalı? Polikistik over sendromu yumurtlamayı engellediği ya da düzensiz hale getirdiği için hamile kalma olasılığını düşürmektedir. Polikistik over sendromlu kadınların hamile kalma ihtimali bu sendromun olmadığı kadınlardan daha düşüktür. Bu hastalar çoğunlukla yardımcı üreme teknikleriyle tüp bebek hamile kalabilmektedir. Polikistik over sendromu doğumdan sonra geçer mi? Polikistik over, adet düzensizliği, kıllanma ve kiloda artışla kendini gösterir. En doğru tedavi hastanın şikayetlerine göre doğum kontrol hapı vermek. Bu sendrom evlenince ya da doğum yapınca geçmez. Polikistik over hastalığı tamamen geçer mi? Polikistik over ve hamilelik arasındaki bağı bilen her kadının aklına şu soru gelir “ polikistik over sendromu tamamen geçer mi?” Maalesef geçmez. Ancak, düzenli ve dengeli beslenme, fazla kilolardan kurtulma, ilaç tedavisi veya cerrahi operasyon ile tedavi edilebilir. Polikistik overe hangi yiyecekler iyi gelir? Sinem Usuk, PKOS savaşçısı olan 10 besini açıkladı. Berryler. Berryler, koyu kırmızı renginin temel sorumlusu olan “antosiyanin”lerden zengin meyve gruplarıdır. Yağlı tohumlar. Balık. Ispanak. Zeytin yağı Avokado. Çay. Sarımsak. Polikistik overde yumurta çatlar mı? Normalde hormonları sağlıklı çalışan bir kadının her ay yumurtası çatlar. Fakat polikistik overli kadınlarda bu yumurta çatlama uzun süre olmaz. Polikistik over hastaları kaç kilo olmalı? Ve hiçbir zaman bu programın sonucunda kaç kilo kaybedeceğinize odaklanmayın, çünkü polikistik over sendromu olan 70 kg ağırlığındaki bir kişi için ideal kilo kaybı 6 ay içerisinde 7-8 kg vermesi ve bunu sürdürebilmesidir. Her 1 kg vermek polikistik over sendromu ile ilişkili belirtileri iyileştirmede de etkilidir. Polikistik over hastaları nelere dikkat etmeli? Polikistik over sendromu, kadınlarda adet düzensizliği, tüylenme ve kilo problemi ile görülebilen bir rahatsızlıktır. Glisemik yük azaltılmalı Posalı lifli besinler koyulmalı Sık sık ve ara ara beslenme olmazsa olmazlardan. Polikistik over tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır? Yumurtlama tedavisinde “klomifen sitrat” en sık kullanılan ilaç olup vakaların %80’inde yumurtlamayı ve bunlarında %60-70’inde gebelik elde etmeyi sağlayabilmektedir. Klomifen sitrat kullanımının yarar sağlamadığı kadınlarda; “gonadotropin” olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. Polikistik over kaç kişide var? Dr. Hakan Yaralı, her 5 kadından birinde görülen Polikistik Over Sendromu hakkında şu bilgileri verdi Her 5 kadından 1’inde ortaya çıkan ve genç kadınlarda görülen polikistik over sendromu PCOS en sık görülen hormon bozukluklarından bir tanesi. Prof. Polikistik over kilo verince geçer mi? Kilo verdikçe yakınmalar azalıyor, hatta bazı hastalarda tamamen yok oluyor. Bunu kendi hastalarımda da çok görmüşümdür. Konunun uzmanı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr Arzu Çağdaş’la konuştum. Polikistik over sendromu tedavi edilmezse ne olur? Özellikle üreme çağındaki kadınlar arasında yaygın olarak görülen polikistik over; yumurtlama bozukluğu oluşumuna neden olarak kısırlığa zemin hazırlar. Ayrıca tedavi edilmemesi durumunda ilerleyerek hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi pek çok ikincil hastalığa da yol açar. Polikistik over kaç mm olmalı? Hastanın pelvik ultrasonografisinde her bir overde 2-9 mm çapında 12 veya daha fazla folikül olması ve/veya over hacminde artış >10 ml olmasına polikistik over denilir. Tek başına overlerin bu morfolojik özellikte olması tanı için yeterli değildir, normal kişilerde de bu over morfolojisi görülebilir. Polikistik over olan ne yememeli? Hangi Besinlerden Uzak Durulmalı? Rafine karbonhidratlar Rafine karbonhidrat kaynağı olan besinlerden uzak durulması önerilir. Şekerli atıştırmalıklar ve içecekler Şeker içeren hazır meyve suları ve asitli içecekler; şekerlemeler, çikolatalar ve beyaz şeker içeren besinlerden uzak durulmalıdır. Polikistik olanlar ne yememeli? Polikistik over sendromlu kadınlar özellikle aşırı çay, kahve tüketiminden kaçınmalıdırlar. Tuz tüketiminin artması ödeme sebep olduğu için yemeklere ekstra tuz ilave edilmemelidir. Tuz yerine baharat tercih edilebilir. Turşu ve maden suyu tüketimi sınırlandırılmalıdır. Polikistik overde beslenme nasıl olmalı? PKOS ve Beslenme Planı Düşük doymuş yağlı besinler tercih edilmelidir. Tam yağlı ürünlerden uzak durulması önem taşımaktadır. Yüksek lif alımı sağlamak için sebze, meyveler, baklagil tüketimine ağırlık verilmelidir. Bu beslenme alışkanlıklarına ek olarak 2- 3 saat aralıklar ile besin alımı gerçekleştirilmelidir. Spermlerin 6000-8000 kat büyütüldüğü ve morfolojik olarak en iyi spermlerin seçilmesine imkan sağlayan IMSI, aynı zamanda spermde DNA hasarı konusunda fikir veren en yeni tekniklerden biri. Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun tekniğin ne zaman, kimlerde kullanılabileceği hakkında bilgi sahibi olmaya çalışan yaklaşık beş milyon çift içinde özellikle erkek infertilitesi problemi yaşayanlar için IMSI yöntemi yeni umutları da beraberinde getirdi. Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun IMSI’nin spermde DNA hasarı konusunda fikir veren en yeni tekniklerden biri olduğunu söyledi. Tosun sözlerine şöyle devam etti ’’DNA hasarlı sperm kullanıldığında; iyi kalitede embriyo oluşturamama, tüp bebek başarısızlıkları, düşükler, genetik bozukluğu olan bebeklerle karşılaşmak mümkündür. Erkek infertilitesi olan hastalara IMSI tekniği uygulayan merkezleri seçmeleri önerilmelidir. IMSI tekniğini diğer tekniklerden ayıran en önemli özellik sadece sperm morfolojisinin derecesini söylemekle yetinmeyip morfolojisi sağlam spermin seçilip tüp bebek işleminin yapılmasına imkân vermesidir.’’IMSI Nedir?Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu’ olarak tanımlanabilecek IMSI; spermde DNA hasarı olup olmadığını gösteren en yeni tekniktir. Yardımcı üreme tekniklerinde erkek faktörü sperm olumlu sonuca ulaşmakta önemlidir. Bu nedenle özellikle mikroenjeksiyon uygulamalarında en hareketli ve en iyi görünümlü morfolojik spermler seçilerek Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun tüp bebek laboratuarlarında konvansiyonel IVF mikroskopları ile spermler 60-100 kat büyütülüp, görünümleri değerlendirildikten sonra seçildiğini belirterek, Sperm DNA’sında hasar olup olmadığı bilinememektedir. Oysa ıntra-sitoplazmik morfolojiye göre seçilmiş sperm enjeksiyonu IMSI ile konvansiyonel IVF mikroskopları ile karşılaştırıldığında IMSI dijital büyütme teknikleri kullanarak spermlerin incelemesine imkan sağlayan bir yöntemdir. Bu teknikle, spermler 6000-8000 kat büyütülebilmekte ve morfolojik olarak en iyi spermlerin seçilmesine imkân sağlamaktadır. Bu gelişmiş yöntem sayesinde özellikle genetik materyalin taşındığı sperm çekirdeği ve morfolojisi, DNA hasarının göstergesi olduğu bilinen vakuol etrafı zarla çevrili boşluklar oluşumu gibi bazı hücre içi yapıların tespit edilmesine olanak sağlayarak, bu yapısal bozuklukları göstermeyen ya da en az gösteren spermler ile ICSI mikroenjeksiyor yapılır. IMSI yöntemi bize hareketlilik ve şekli iyi olsa dahi DNA hasarı olmayan veya en az olan spermleri seçme imkânı sağlamaktadır. Bu yöntemle sperm seçimi yapıldığında daha sağlıklı embriyolar elde edilebilmekte, gebelik oranları artmakta ve düşük oranları azalmaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalara bakıldığında IMSI uygulanan gruplarda yüzde 20 -yüzde 30 gebelik oranlarında artış ,Yüzde 25 düşük oranlarında azalma ve sağlıklı doğumlar görülmüştür.’’ kimlere kullanılmalıdır?Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun IMSI tekniğinin kimlerde kullanılabileceği konusunda şu bilgileri verdi- Genetik faktörler ile birlikte çevresel faktörler de DNA hasarına yol açmaktadır. Bu nedenle 35 yaş üzerinde erkek faktörü vakalarında sperm sayısı az, hareketliliği zayıf ve morfolojisi bozuk-oligoastenoteratospermi- Spermin embriyo gelişimine katkısı insanda 2 veya 3. günden itibaren artmaktadır. Sperm ile yumurtanın birleşmesiyle oluşan yeni genetik yapı bu dönemden sonra tam olarak faaliyete geçer. Bu nedenle önceki denemelerde 2 ya da 3. günden sonra embriyo gelişimi yavaşlıyor veya duruyorsa.Blastokist-embriyonun 5. gün ulaşması gereken evresi gelişimi olmamışsa- Önceki denemelerde embriyo morfolojisi iyi görülmesine rağmen gebelik Gebelik oluşmasına rağmen düşük ile sonuçlanmış iseIMSI tekniği uygulanması bu çiftlerde gebelik oranlarının artması, düşük riskinin azalmasını Sıcak spermin düşmanıdır’!Spermin yapısı nasıl bozulur?Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun günümüzde sperm yapısını bozan en önemli faktörlerin çevresel ve genetik faktörler olduğunu belirterek baba adaylarına şu uyarılarda bulundu;’Sperm kalitesini bozan çevresel faktörlere yaşam tarzı, beslenme, sigara alkol kullanımı, stres örnek verebiliriz. Bazı meslek gruplarında sperm yapısının daha çok bozulduğu görülmüştür. Çok sıcak ortamlarda çalışan fırıncılar, sauna veya hamam çalışanları gibi. Özetle, yüksek sıcaklık spermin DNA hasarının artırmaktadır. Ayrıca ağır metaller, toksik maddelere maruz kalanlar, kemoterapi veya radyoterapi almak zorunda kalanlarda şiddetli sperm bozuklukları görülmektedir. Mevsimsel değişikler, kullanılan ilaçlar da spermin sayısını ve kalitesini bozabilir.’’DNA hasarlı sperm tüp bebek tedavisinde nelere sebep olur?Tüp bebek tedavilerinde DNA hasarlı sperm kullanıldığı takdirde, iyi kalitede embriyo oluşturamama, artan tüp bebek başarısızlıkları, düşükler, genetik bozukluğu olan bebeklerle karşılaşmak mümkündür. Op. Dr. Tosun;’’ Bu nedenle şiddetli erkek infertilitesi olan hastalarda IMSI tekniğinin kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Erkek infertilitesi olan hastaların kliniklerinde IMSI tekniği uygulayan merkezleri seçmelerini öneriyoruz. IMSI tekniğini diğer tekniklerden ayıran en önemli özellik sadece sperm morfolojisinin derecesini söylemekle yetinmeyip morfolojisi sağlam spermin seçilip tüp bebek işleminin yapılmasına imkan vermesidir.’’diyerek çocuk sahibi olmak isteyen aileleri bu konuda dikkatli olmaları yönünde uyardı. Erkek kaynaklı kısırlık sorunlarının en yaygın nedeni, sperm bozukluklarıdır. Sperm kaynaklı kısırlık sorunları genellikle erkeklerin %75’inde görülür. Sperm kaynaklı problemler arasında çok az sayıda sperm üretimi olması ya da hiç sperm üretimi olmaması, sperm hareketsizliği, sperm yapısında bozukluklar, kanallarda tıkanma gibi durumlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Spermlerin hareketsiz olmasının ya da yapısal bozukluğun varlığının yumurtanın döllenmesini engelleyen en önemli nedenlerden biridir. Erkeklerden sperm bozukluğuna sebep olan etkenler arasında ilk olarak sigara içmek, alkol kullanmak veya uyarıcı maddeler kullanmak gibi fiziksel etkenlerin yer aldığına dikkat çeken Op. Dr. Ümit Zeteroğlu, “Bu faktörlerin dışında DNA bozuklukları nedeniyle sperm bozukluğu ortaya çıkabiliyor. DNA kaynaklı sperm bozukluklarında, gebelik meydana gelmesi oldukça düşük bir ihtimal olmakla birlikte, bu gebeliklerin düşük riski oldukça yüksek olmakta” dedi. SPERM BOZUKLUKLARINDA ERKEKLERDE KULLANILAN TÜP BEBEK YÖNTEMLERİTüp bebek tedavisi için sağlıklı, düzgün hareket eden ve herhangi bir yapısal sorunu olmayan spermlerin seçildiğini ifade eden Op. Dr. Ümit Zeteroğlu, erkeklerde sperm bozukluğu görülmesi halinde uygulanan tüp bebek tedavi yöntemlerini şu şekilde sıraladıTestislerden sperm elde etme Semende sperm bulunmaması, erkeğin semeninde sperm bulunmaması ve var olan spermlerin hareketsiz olması sebebiyle testislerden sperm elde etme yoluna başvurulur. Test ve tahlillerle yapılan kontrollerin ardından uygulanacak bir cerrahi işlem ile testislerden hareketli ve sağlıklı sperm elde edilir. Tüp bebek tedavisi için erkeğin testislerinden sperm alınacaksa, bu genellikle kadından yumurta toplama işlemi sırasında ya da bir gün öncesinde gerçekleştirilir. İşlem genel ya da lokal anestezi altında yapılır ve hasta hiçbir şekilde acı hissetmez. İşlem sonucunda alınan dokular, laboratuvar ortamında incelenir ve dokularda sperm olup olmadığı tespit edilir. Eğer baba adayından tedavi için uygun olan sperm bulunursa anne adayının yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir. Sperm bulunamazsa, tedavi Bu işlem genellikle spermleri tam hareketsiz olan ve yüksek kısırlık derecesine sahip olan baba adayları için tercih edilir. Mikroenjeksiyon, vücutta bulunabilen en sağlıklı ve hareketli spermin, yumurtanın içerisine doğrudan enjekte edilmesi işlemidir. Bu şekilde yapılan enjeksiyonla döllenme bir nevi zorunludur. Tedavi, hareketsiz spermler sebebiyle döllenme olmaması için en kesin çözümdür ve çiftlerin çocuk sahibi olma ihtimalini dondurma ve çözdürme Bu işlem ise hastalardan istenilen zamanda ve kolay bir şekilde sperm elde edilememe durumunda başvurulan bir seçenektir. Genellikle mikroenjeksiyon tedavisi uygulanan hastalarda, hastadan her defasında sperm elde etmek hem yorucu hem de maliyetli olduğu için elde edilen spermler dondurulmakta ve daha sonra kullanılmak üzere saklanmakta. Genellikle tüp bebek tedavisinde başarı şansı ilk denemede % 40 civarında seyrettiği için ilk denemenin başarısız olması durumunda ikinci deneme için dondurulan spermler kullanılmakta. İlk deneme başarılı olsa da çiftin daha sonra yeniden çocuk sahibi olmak istemeleri ihtimaline karşı spermle DNA fragmantasyonu DNA dizininde kırıklar olması halinde bunun tespiti yapılır. Fragmantasyon oranının durumuna göre destek tedavileri ve takviye edici gıdalarla anlamlı oranda düşürülmesi mümkün olur. Böylece gebelik oranları artar, düşük oranları Fresh, taze yani yumurta toplama günü testislerden sperm elde edilmesi çok az sayıda sperm çıkabileceği de dikkate alındığında, tercih edilen yöntem olmalıdır. Her çift yaşamının belli bir döneminde bir ya da birkaç çocuk sahibi olmak istiyor. Ancak bu her zaman da tam da istenildiği zaman gerçekleşmeyebiliyor. Aslında gerçek şu ki; bebek sahibi olmak isteyen üreme çağındaki çiftlerin % 15’i doğal yolla bebek sahibi olamazken, yine sadece % 30 kadarı planladığı dönemde, yani denemeye başladıktan sonraki kısa süre içinde gebelik elde edebiliyor. Bu bakımdan üreme çağındaki çiftlerin istedikleri anda gebelik elde edebileceklerini düşünmeleri de çok mantıklı ve herkes için geçerli olmayabiliyor. Bebek sahibi olmak isteyen çiftler yaşları 35’in altında ise yaklaşık 1 yıl, 35 yaşın üzerindekiler de ortalama 6 ay boyunca düzenli aralıklarla korumasız cinsel ilişki yaşadığı halde gebelik elde edilememişse kısırlıktan şüphe etmeliler. Aksi halde evliliklerinin üzerinden kısa bir süre geçmiş ve gebelik oluşmamış veya bir kez çocuk sahibi olmuş, ancak ikinci kez gebelik elde edemeyenlerin hemen telaşa kapılmaları mantıklı değildir. Gebe kalmak için neler yapılmalı? Gebelik elde edilebilmesi için normal şartlar altında çiftlerin haftada 2 – 3 kez korumasız cinsel ilişki yaşamaları önerilmektedir. Özellikle de korumasız cinsel ilişkinin yumurtlama döneminde olması kadının gebe kalma olasılığını ciddi oranda artırmaktadır. Bu sebeple de kadının yumurtlama dönemini bilmesi önem taşımaktadır. Şöyle ki; düzenli olarak adet gören bir kadının gebe kalması için en uygun dönem, adet kanamasının başladığı ilk günden itibaren sayıldığında 10. ve 16’ncı günler arasıdır. İşte bu şekilde yumurtlama tarihini takip ederek gebelik şansını artırmak mümkün olacaktır. Bunların yanında bebek sahibi olma şansını artırmak için beslenme ve yaşam koşullarını sağlıklı yönde değiştirmek önerilir. Bu bağlamda sigara ve alkol kullanımı bırakılmalı, protein ağırlıklı beslenmeye ve düzenli olarak egzersiz yapmaya özen gösterilmelidir. Gebe kalamama şikayeti ile ne zaman doktora gidilmeli? Yukarıda anlatıldığı üzere doğal yolla gebelik elde edebilme denemelerinin ne kadar devam etmesi gerektiği hususu yaşla ve özellikle de kadının yaşı ile ilgilidir. Zira kadının yaşı ilerledikçe doğal yolla gebe kalma şansı da düşmektedir. Bu bakımdan 35 yaşın altındakiler 1 yıl, 35 yaş üzerindekiler ise 6 ay kadar düzenli olarak korumasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik gerçekleşmemişse daha fazla vakit kaybetmeden doktora başvurmak önerilir. Gebelik elde edememe kimi zaman erkeğe, kimi zaman kadına bağlı sebeplerden kaynaklanırken bazen her ikisinden de kaynaklanabilmekte, kimi zaman da detaylı bir araştırma yapıldığı halde ne kadında ne de erkekte kısırlığa sebep olan etken bulunamayabiliyor. Kısırlığa sebep olan etken her ne olursa olsun günümüzün tıbbi gelişmeleri göz önünde bulundurulduğunda mutlaka uygulanabilecek bir tedavi bulunabilmektedir. Özellikle de tüp bebek tedavisi sayesinde neredeyse imkansız koşullara sahip olan çiftler bebek sahibi olabilmekteler. Kadında kısırlığa sebep olan etkenler nelerdir? Yaşın ilerlemiş olması, Aşırı zayıf ya da kilolu olma, Tüplerde hasar ya da tıkanıklık olması, Endometriozis çikolata kisti, Yumurtalama bozuklukları, Prolaktin seviyesinin yüksek olması Hiperprolaktinemi, Poliksitik over sendromu, Erken yaşta menopoza girme, Miyom varlığı, Pelvik yapışıklıklar, Kullanılan bazı ilaçlar, Tiroit hastalıkları, Kanser türleri ve uygulanan tedaviler, Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklar, Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa sahip olmak, Hormonsal bozukluklar, Fazla kafein tüketimi, Geciken puberte ya da amenoreyle ilgili tıbbi sorunlar, Cushing hastalığı, orak hücre hastalığı, böbrek hastalığı ve diyabet gibi hastalıklara sahip olmak kadınlarda kısırlığa sebep olabiliyor. Erkekte kısırlığa sebep olan etkenler nelerdir? Sperm sayısının az olması ya da menide hiç sperm bulunmaması, Sperm kalitesinin düşük olması, İnmemiş testis sorunu kriptorşizm, Testis tümörleri, Testiküler travma yaralanma, Varikosel, Enfeksiyonlar, Üreme kanallarında tıkanıklık olması, Sistemik hastalıklara sahip olma, Geriye boşalma, Sinir sistemi sorunları, Genetik sorunlar, Uzun süreli antibiyotik kullanımı, Kemoterapi ve radyoterapi almak, Hormonsal bozukluklar erkelerde kısırlığa sebep olabilir. Gebelik elde edebilme süreci nasıl işler? Gebelik gerçeklemesi için üreme çağı içindeki kadın ve erkeğin korumasız cinsel ilişkiye girmesi ve gebeliğe engel herhangi bir sorunlarının da olmaması gerekmektedir. Şöyle ki; kadının sağlıklı ve düzenli bir şekilde yumurtlayabiliyor olması ve erkeğin de sperm kalitesi ve sayısının gebelik için uygun olması zaten en çok gerekli olan hususlardır. Bunların tam olarak istendiği gibi olduğu hesaba katıldığında gebeliğin gerçekleşmesi için gerekli pek çok koşul ve aşama bulunmaktadır. Spermin yumurtayla birleşmesi için çok sayıda faktörün aynı anda istenen şekilde gelişmiş olması gerekmektedir. Şöyle ki; bir sperm hücresi yumurtaya yaklaştığında önce yumurtanın etrafındaki hücre yığınlarının oluşturduğu bariyerleri geçmek durumundadır. Bunun için de başının önünde taşıdığı kesedeki enzimleri ortama salmaktadır. Erkeğe yapılan tahlillerde sperm sayısı, hareketliliği, hatta morfolojisi normal olan bir erkekte bile bu enzimlerden biri eksikse, sperm yumurtaya erişemeyeceği için döllenme de olmaz, gebelik de gerçekleşmez. Spermin bu bariyerleri geçtiği ve yumurtaya dokunduğu zaman başı yana doğru eğilir, sperm yan yüzüyle yumurtaya temas eder. Bunun için de fertilin-beta adlı proteinin yeterli olması gerekiyor. Yani fertilini eksik bir erkekte sperm yumurta ile birleşemez ve gebelik oluşmaz. Spermin fertilini varsa yumurtayı delip, içine girebilir. Bu işlemin ardından fosfolipaz-C ve nitrik oksid adlı 2 madde ortama salınır ve bunlar yumurtanın içindeki depolardan kalsiyumu dışarı boşaltmaktadır. Bu şekilde dışarı çıkan kalsiyum çalışmaya başlaması ve yarım kalan bölünmeyi tamamlaması için yumurtayı uyarır. Bu bakımdan fosfolipaz-C ve nitrik oksit eksik olan kişilerin de çocuğu olmaz. Yukarıda sıralanan etkenlerin yerli yerinde ve yeterince olduğu vakalarda asıl önemli olan, spermin yumurtanın içine taşıdığı ve RNA adını verilen küçük molekül parçacıklarıdır. Bu RNA, yumurtanın çekirdeğindeki DNA olarak bilinen genetik makineye bağlanarak, embriyonun gelişmesi için gerekli protein yapı taşlarının üretimini başlatmaktadır. Bunlar içinde 6 tanesi tanımlanmıştır. Sperm tarafından getirilen bu RNA parçacıklarından biri yumurtaya girince yumurtanın çekirdeğindeki DNA’ya bağlanarak clusterin adlı proteinin yapımını sağlar. Clusterin de embriyonun oluşmasında görev alan önemli bir maddedir. Dolayısıyla da spermin içinde RNA eksikse, embriyonun gelişmesi söz konusu olmaz. İşte yukarıda sıralanan hususlar aslında çok basit bir süreçmiş gibi algılanan gebe kalabilmenin aşamalarından sadece bilinenlerdir. Oysaki bilinmeyen, henüz keşfedilmemiş de pek çok faktör ve aşama olduğu tahmin edilmektedir. İşte bu sebeple, her türlü tedaviye rağmen gebeliğin sağlanamadığı çiftlerde henüz açıklanamayan, belirlenemeyen etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Bu tür durumlarda genellikle ilaç ya da destekleyici ürünlerle testisleri besleyerek elden geldiğince sağlıklı sperm üretimini sağlamaya çalışmakta, aynı şekilde kadının yumurta kalitesini ve üreme sağlığını artırabilmek adına hem ilaçla desteklemek hem de sağlıklı beslenme ve yaşam koşulları önermek şeklinde bir yol izlenmektedir. Özellikle de bebek sahibi olmak isteyen çiftin yaşam koşullarında düzenlemeler yaparak çevresel zararlı etkenlerden koruyucu önlemler alınarak gebe kalabilirliği artırmak mümkün olabilmektedir. Üreme tedavilerindeki gelişmelerin de hızla devam ettiği düşünüldüğünde doğal yolla gebelik elde edemeyen çiftlere; anne adayına yumurta takibi, baba adayına ilaç tedavisi, aşılama tedavisi ve tüp bebek tedavisi uygulanarak gebelik elde edilebiliyor. Sperm sayısı az olan erkeklerde 5 milyon altında kromozom anomalisi oranı % 1-2, Y kromozom mikrodelesyonu % 7-10 iken, menisinde hiç sperm olmayan azospermik erkeklerde kromozom anomalisi oranı % 15-30, Y kromozom mikrodelesyonu % 10-15 kadar yüksek oranlardadır. Bu nedenle sperm sayısı az erkeklerde genetik inceleme yapmak Dna Hasarı Nedir?Sperm analizi bazı sperm problemlerini özellikle DNA hasarını göstermede yetersizdir. Erkek kısırlığı olan hastaların % 15’inde normal sperm analizi bulguları vardır. Spermin genetik yapısındaki bozulma ile kısırlık arasında kuvvetli bir birliktelik ve kaliteli embryo elde edilebilmesi için spermin DNA yapısı önemlidir. Sperm DNA’sı içinde özel olarak sıkı paketlenmiş bir kromatin ağı içerir. Sıkı paketlenmiş olması genetik bilginin yumurtaya aktarılması ve bazı genlerin eksprese olup embriyo gelişimi için gerekli olan fiziksel, kimyasal maddelerin oluşmasına engel değildir. Sağlıklı sperm DNA’sı stabil olup, döllenme ile DNA’sını Dna Bozukluğu NedenleriBelirli hastalıklar,İlaç kullanımı,Yüksek ateş,Artmış testis sıcaklığı,Hava kirliliği,Sigara,İleri yaş, hasarlı sperm oranı arttıkça >% 30-40 doğal yolla gebe kalma şansı da azalmaktadır. Kısırlık problemi olan erkeklerde sperm DNA hasarı % 25 ve % 27,kısır olamayanlara göre % 10 ve % 13 daha yüksek bulunmaktadır. Sperm sayısı, hareketi veya normal sperm morfolojisi az olan erkeklerde DNA hasar oranı artmıştır. Açıklanamayan erkek kısırlığında DNA değerlendirilmesi sperm fonksiyonunun bir göstergesidir. Çocuk sahibi olamayan normal sperm analizi olan erkeklerde bile sperm DNA analizi ile anormal bulgu saptanabilir. Sperm DNA analizi testinde hasarlı sperm oranının % 15’in altında olması beklenmektedir. % 15-30 arası ara kademe olup; % 30’dan fazla anormal sperm içeren semene sahip erkekler risk altında kabul olarak standart sperm analizinin tüp bebek başarısını öngörmedeki katkısı düşüktür. Bu nedenle tüp bebek başarısını öngörmede ek bir sperm parametresine gereksinim vardır. Sperm DNA hasarı embriyo kalitesini negatif yönde etkilemekte ve tüp bebekte hamilelik oranlarını düşürmektedir. Sonuç olarak Sperm DNA hasarı, IVF başarısını önceden öngörebilen bir belirteç DNA Fragmentasyon Testi Kimlere Yapılmalı?Açıklanamayan kısırlık,Embryo gelişiminde duraklama olan çiftler,Tüp bebekte anormal embryo gelişimi olanlar,Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları,Tekrarlayan gebelik kayıpları.

morfolojisi bozuk olup hamile kalanlar